14 Şubat 2008 Perşembe

Sabah öncesi

Yakup kardeşime selamla...


Şişenin arkasından bakıyorum dünyaya. Ne diyorsun, korkunca arkasına bile saklanıyorum. Barmen boş şişeleri topluyor ve çıplak kalıyorum. Bir bira lütfen?

Sade düşünüp, sade yaşayamayan kişiler işlevsel şeyler üretemezler.

Kadın erkek eşit doğdu. Erkek dünyayı çözdü, kadınsa sadece saçlarının bağını.

Biz akvaryumdaki balığı izleriz, o da bizi. Kim daha çok eğleniyor dersin? İnsan cümle mahlukatın soytarısı olmasın?

Mesajımı ileteyim derken, bir düşman kazanmak istemiyorsan bağırma. Eşeğin başka şansı olmadığı için anırdığını unutma.

Bir şeyin aslına bakarak resmini çizebilirsin. Ya resmine bakarak aslını?

Yolun neresinde olduğumu soruyorlar. Tam ortasından bir adım ilerideyim. Yani sona daha yakınım başlangıçtan. Bir adım neleri değiştiriyor?

Bütün saçmalıkları sidik torbamızda biriktiriyoruz. En uzağa işeyen şampiyon!

Lütfen gönül telime basar mısınız? Eğriyi doğruyu akort ediyorum da…

En sakıncalı insanlar ya çok zenginler, ya çok fakirler. Biri hep yokluktan, biri hep tokluktan!

Düşünce özgürlüğünün esprisi şöyle; iktidara hizmet edecek biçimde düşünmek serbest, gerisi toptan yassak!

En güzel dekolte ruhta olandır.

Ziyandadır kendine kalan kişi, geç kendinden, kendinden geç…

Aynaya bakmak varken neden bir başkası? Kendine gebe kalmak varken neden bir başkası? Kendini gömmek varken neden bir başkası? Kendine engeldir, bir başkası…

“Geldim gördüm yendim” in türevi, “yazdım oynadım alkışladım”.

Her şeye hazırlıklı biriydi. Kefenini heybesinde gezdirirdi ve geceleri bir çukurun içinde yatardı, kendi elleriyle kazdığı…

Hiç kimseyi ve hiçbir şeyi sevmek zorunda değilsin. Bir gün intihar edecek olursan, yanında seni hayata küstürenleri de götür. Daha anlamlı olur.




1 yorum:

yakup (cml) dedi ki...

bu söbü dünyanın hırçın ve huysuz çocuklarıyız biz; bizi mekansızlık, bizi zamansızlık paklar Cemil'im... bu gece son kadehimizi "sonsuzluğa!" kaldıralım.