11 Nisan 2010 Pazar

gidişin dönüşü



Süpürmüşüm kelimeleri halının altına uzun zamandır. Ayağım takılmasa çıkaramazdım ya neyse..
Kalem nasırı tutmuş, parmaklarım bile unutmuş neresinden tutulur bu sivri uç diye!
Ağır bir yorgunlukla bırakırsın ya kendini yatağa işte öyle bir gitmeydi dönüşümün gidişi.. kısacık bir es vermiştim tıngır mıngır ilerleyen şarkıya..
Yazayım diye çıkardığım her beyaz kağıt "sonra" yağmurlarına kapıldı..
Yazılacak çok şey aslında hiç bir şey gibi geleli ve arsız bir misafir gibi gitmeyeli çok oluyordu!
İki kelimeyi bir araya getirmeyi özlemek bile güzelken, bu özlemden ziyade kendini ertelemenin habercisi olunca daha da uzağa dikilmeye başladı gözler..
Ne yapıyordum gerçekten?
Meczupların torbasına biriktirdiği fazlalıklardan başka?
O hangi ertesi gündü?
Ne olmuştu kadife akşamlara?


Hiç yorum yok: