4 Eylül 2011 Pazar

Teşne



Aslında her şeyin var bir tarifi dilin döndüğünce, becerebilirsen yutkunurken konuşabilmeyi anlatabilirsinde; fakat tarifin bir çıban sancısı gibi can yaktığı durum, bir kapıyı kapatıp, bir şehri arkanda bırakırken geriye döndüğün o bilindik kapının, şehrin de artık hüzünlü bir yalnızlığa el etmesidir... Bir bitkinin bilmediği coğrafyalarda yaşamaya çalışması gibi ya da misafirliğe götürülmüş bir çocuğun sıkıla sıkıla oturması gibi... Bir ruha, bir tevazuya, bir hasrete atfedilen değerlerin kilometrelere yazılmasa da hesabı, bulanık sabahların tasvirini anlatmaya kelimeler yetmez!


Hassas bir kuyumcu terazisinin adaletinde tüm küfürlü cümleler,
"bir taraf dönüşün" mutlak,
soru işaretlerinin "su götürmez"
sancıların gri-bulutlu,
az sesli, çok resmi resmine poz verirken,
diğer taraf "bir gidişin"
eksik,
genzi yakan,
perdeleri kapalı olan evini ateşe veriyor!



"Kokuların şarkısı başlar
Ne çocuk sesi ne kent uğultusu gelir..
-miş'li geçmişte sorunlar saklanır
Aya dokunmanın tam zamanıdır
İçim kıpır kıpır,
Deniz kıpırtısız"

1 yorum:

parisienne moonlight dedi ki...

aslında güzel şeyler bunlar, hayat kadar...