18 Ekim 2010 Pazartesi

gele



Hani böyle elinin ayarı olmayana sakilik yaptırırsında, bocalamasına doldurur rakıyı... Mundar eder nimeti, şurana oturur... Oysa ben hep kendim yaparım sakiliğimi, hep 3 parmak, pavyon dublesi...
O yüzden canımı çok sıkar aha şurama oturan, bir türlü boğazımdan gitmeyen o kendim yapmadığım bazen yapamadığım şey... Eğer bir şeyi sen yapmıyorsan, birisi yapacaksa senin yerine o zaman arka arkaya eklersin izmaritleri, sek sek oynarsın birikenlerle bitene kadar o şey...

Tüm tilkiler kafamın içinde düz koşu yaparken, adalesi sakatlanmış yaşı geçkin forvet gibi kulübede beklemek nasıl da tarife şayan!!! Hele birde dört duvar silindir gibi üzerine gelirken... Gözünü kapatınca sesler uçuşur beyninde haybeden, her bir ses bir canlıya, her bir canlı da bir yaşanmışlığa, bir beklentiye sahiptir! Korku boku selanik örersin geceyi, ne zaman elini atsan bir kaç tel daha gelir saçından...

Her çalan telefon bir parça götürür içinden, cigerci kedisi gibi yalanır durursun haybeden... Uyusam da geçse diye başını ne zaman yastığa koysan bıçak gibi deler geçer boğazını o şey... Kanamayan bir yaradan daha tehlikeli ne vardır ki? Aslında bir bitiş, bir başlangıcı, o hep bekleneni çağırırken tüm uykularım kadar uyumasam ne olur?.. Adisyonu çoktan kesilen bir hesabın, bahşişi tüm bunlar... Kağıdın altında boş yer varmış, onu doldurdum!


Bundan ertesi bayram mı onu bilemiyorum ama bu zamanların arefe olduğu kesin... Sanırım bugünlerde yalnız kalmak değil, kalabalık olmak daha iyi olurdu...
Hani olur ya tek bir konu vardır aklında, rehin edersin yanındakini, aslında bir tükürük kadar bile yer etmez ağızda ama döndürür döndürür onu konuşursun bazı zamanlarda... Onu konuştukça rahatlarsın, karşındaki sıkılır ya da yalandan yere evet der! Aslında hiç bir uzvunda değildir senin anlattığın, sadece dinler seni ! sen o ağzı bozuk konuyla delirmişken... Peki şimdi ne var ? En azından dört duvar, baktın çok sıkıldı açarsın camı...

Bilenler bilir, askerliği kabasakal olarak denizci birliğinde yapmıştım... Orada duyduğum ve o zaman çok anlam veremediğim bir sözü şimdi gülerek hatırlıyorum... Yakınan, küfreden birisine neden bırakmıyorsunuz diye sorduğumda, bana şunu demişti " götüne bir kere deniz suyu kaçtı mı, bir daha bırakamazsın denizi..." Biraz özledim sanırım... Şu süreci atlatıp iyot kokusunu çekmeye gideceğim çok yakında...
Tabi bunu dinleyerek...



2 yorum:

resit dedi ki...

tevkifediyorum!(tebriktiro!)onikimdenvuruldum...

(M) dedi ki...

:)
iyot kokusu şart..