5 Nisan 2012 Perşembe

Sis



Odasına yöneldi ve yatağına uzanınca: "Yalnız, yalnız uyumalı! Yalnızca düş görmeli!" dedi. "İnsan yanındaki birisiyle uyuyunca düş de ortak olmalı. Gizemli varlıkların iki beyni birleştirmesi gerekir. Yürekler ne denli çok birbirlerine bağlanırsa, düşünceler o denli birbirlerinden ayrılırlar mı acaba? Belki. Belki sürekli olarak karşıt durumdadırlar. İki sevgili aynı şeyi düşünseler de birisi ötekinden farklı biçimde duyumsar; aynı aşk duygusuyla birleşirlerse, biri ötekinden farklı düşünür, belki de tersini düşünür.



Ona yalan söyledim, kendime yalan söyledim. Hep böyle oluyor! Her şey bir düş ve düşten başka bir şey yok. İnsan konuşurken yalan söylüyor ve kendi kendine konuşurken, yani düşündüğünü bilerek düşündüğü zaman yalan söylüyor. Fizyolojik yaşamdan daha gerçeği yok. Söz, toplumsal üründür, yalan söylemek için yaratılmıştır....
...Yalan söylemekten ve kendimizi önemsemekten başka bir şey yapmıyoruz. Söz, bütün duygularımızı ve izlenimlerimizi abartmak için. Hatta bunlara inanmak için yaratıldı. Söz, öpücük ve kucaklama gibi, her türlü uzlaşmalı anlatım türü.. Her birimiz yalnızca rolümüzü oynamaktan başka bir şey yapmıyoruz. Hepimiz roman kişisiyiz, hepimiz maskeyiz, hepimiz komedyeniz! Hiç kimse söylediğinden ve açıklamasından ne acı çekiyor, ne mutlu oluyor ve belki zevk aldığını ve acı çektiğini sanıyor; aksi halde yaşamak olanaksız olurdu. Aslında öylesine dinginiz ki! Şimdi ben hem sanatçı, hem seyirci olarak komedimi tek başına sunuyorum. Fiziksel acı öldürüyor yalnızca. Tek gerçek, konuşmayan ve yalan söylemeyen fizyolojik adamdır..."



-Öldürmüş olmak için öldürmek bir saçmalıktır. Olsa olsa, ruhu bozmaktan başka işe yaramayan kinden kurtarır insanı. Çünkü kinle dolup taşan pek çok insan, kinini tatmin ettikten sonra kin ile tedavi olmuş, kurbanına karşı merhamet, hatta sevgi bile duymuştur. Kötülük bizi kötü duygulardan kurtarır. Ve çünkü suçu yasa yaratır.
-Peki ne yapayım öyleyse?
-Duymuş olmalısın, "Bu dünyada ya yutacaksın, ya yutulacaksın." derler...
-Hayır; üçüncü bir olasılık var: Kendi kendini yutacaksın, kendi kendinle alay edeceksin. Yut kendini! Yutan mutlu oluyor, ama mutluluğunun sona ereceğini anımsamaktan da geri kalmıyor, o zaman kötümserleşiyor; yutulan, acı çekiyor ve acılarından kurtulacağını umut etmekten bıkmıyor ve iyimser oluyor. Yut kendini ve kendini yutmak zevki, yutulmak acısıyla karışacağı ve birbirini etkisiz bırakacağı için mükemmel bir ruh dinginliğine ve sarsılmazlığa erişeceksin; kendin için yalnızca bir eğlence olacaksın."

4 yorum:

nil dedi ki...

çok ilgimi çekti bu kitap, tanıtım için teşekkürler. tez vakitte okuna :)

koyusiyah dedi ki...

Albert Camus sayesinde öğrendim yazarı. Tarzından ve görünüşünden etkilendiği iki yazardan birisinin Unamuno olduğunu okuyunca ben de hemen okumak istedim. Diğer kitaplarını da en kısa zamanda alıp okuyacağım. Hatta bu romanın bence kesinlikle filme çekilmesi gerekir diyerek biraz daha iddialı bir yorumda bulunayım.

kafeini alınmış tanrıça dedi ki...

Hem Behçet Necatigil çevirisi (iş bankası yayınları) hem de o basımın kapağı en sevdiklerimden biri.
filmi çekilse şahane olur bence de.

koyusiyah dedi ki...

Bir de Unamuno'nun Günlüklerini bulup okumak istiyorum ama çok fazla yerde karşıma çıkmadı maalesef. Film konusunda hemfikiriz sanırım ama benim o talebimi Zeki Demirkubuz'a iletmemiz lazım zira bu filmi Türkiyede en iyi o çekebilir. Tam onun canlandıracağı bir olay örgüsü var, yanılıyor muyum?