
Fiziksel yalnızlık anılara gömer seni!
Çıkmaya çalıştıkça daha bir büyür boğazındaki ağrı, zorlaşır yutkunmak…
Onu gördüğün rüyandan kolayca uyanırsın..!
Gecenin dördünde hayat sana gülümsemez!!!
Kalkar volta kıvamında yürüyüşe koyulursun dört duvardan oluşan o karanlık odada;
Derken az önce gördüğün rüyayı düşünür yorumlamaya çalışırsın..
Elin telefona gidecek olur o anda, korkarsın ya gerçekse, rüya değilse diye titrersin..
Anlamsız bir gözyaşı fırtınası başlar, söndürdüğün sigaralar eşliğinde…
Başın yorgun düşmüştür, ellerinin arasında kalıp sıkıştırılmaktan,
Kıpkırmızı olmuştur yanakların fakat bu ilk öpücük nedeniyle oluşan sadelikten uzak,
Kanın devinimsizliğinden oluşan tıbbi bir problemdir…
Sonra kocaman bir düşünce kaplar fikrini,
Başlarsın bir yandan, bok var bu şarkı nerden geldi aklıma dersin,
Defalarca aynı şeyleri düşünür ve altını o reklamlarda gördüğün renkli kalemle çizersin tüm zina düşüncelerin!
Birden gözlerin istem dışı olarak tavanda oluşan gölgeleri izlemeye başlar
Hepsini bir şekle sokmaya çalışırsın, sen binbir şekil olmuşken
Hangi tarafa çevirirsen çevir kafanı, içinde biriken o şeye bir anlam veremezsin
Acabalar ile komşuların tek tük yanmaya başlayan ışıklarını saymaya çalışırsın sokak lambası referansında
Nerden geldiyse aklına, anıların gelir bodoslamadan! her biri türlü şeyler içeren
Sabah olacağı hiç aklına gelmez, sanki zifiri siyaha alışmıştır gözlerin
İlk öten horoza ağza alınmayacak küfürleri sıralarsın
Bu kadar şeyi saydıktan sonra tamam işte unuttum tüm bu yaşananları dersin
Fakat düşlediğin gözünün önünde belireceğinden gözlerini kapatmaya da korkarsın
Paketteki son sigarayı da ateşlersin sessizce yaptığın kahve eşliğinde
Dünyevi mücadelesine senden daha erken koyulanları görür hislenirsin
Kimileri tezgaha, kimileri ofise..
Emeğe duyduğun saygı, arsız bir simitçinin narasıyla kesilir
Kan ilk defa gözlerinin önünde bu kadar birleşiktir, zira içindedir
Tabirine bakmaya korkarsın düş yerinin
Tezgah açtığın hayali sorgulamaya başlarsın sonuç değişecekmiş gibi
Ufak tıkırtılar eşliğinde kimse girmese de odaya, hareketlenmeye başlamıştır ortalık
Saat bağırmadan sen kaldırırsın ona verdiğin talimatı
Misyonunun tamamlamanın verdiği huşu ile o yerine dönmüştür
Sen ise o koca dakikalarda başladığın yere bir gider bir dönersin
Pencereden içeri arsızca sızmıştır güneş
Siyah yerini kızıla, kızıl ise daha açık renklere kendini peşkeş çekiyordur!
ve bok var akrep yelkovanı fazlasıyla kovalamıştır..
Acı bir kepenk sesi ilişir kulağa, sonra çalışmaya başlayan anahtarlar
Buğulu gözler mücadele alanına doğru ilerlemeye başlamış
Senin mücadelen gecede kalmıştır… Sabah sen istemesende olmuştur!
Haybeye dememişler gün gerçekten çok aydın….
Bu kadar kolay, bu kadar yalan!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder